Showing posts with label gezi notları. Show all posts
Showing posts with label gezi notları. Show all posts
Paris'te Öğle Yemeği...
Sözkonusu Paris olunca yeme içme listesi bir hayli uzun. Lezzet mi, popülerlik mi; turist miyim, yerli mi ikilemine, kapı önüne atılmış sandalyeleriyle şehrin simgesi bistrolar, brasserieler, beyaz önlüklü, papyonlu janti Fransız garsonlar da eklenince kafa karışıklığı artıyor.
Ben de bu dertlere derman olmak ümidiyle öğlen beşlisini açıklıyorum:
Chez Lili et Marcel
Turist kargaşasından bir hayli uzakta çalışan kesimin arasına karışarak nefis bir öğle yemeği yemekse istediğin adresin Chez Lili et Marcel.
YAZININ DEVAMI
Etiketler:
cafe des anges,
chambolle,
charbon,
gezi notları,
la jacobine,
lili et marcel,
Paris,
paris gezi notları,
şehirler,
yeme-içme
Amsterdam'da Keyifli Alışveriş: Property of..
Eski bir kafenin sahibi ile bir tasarımcı biraraya gelip erkeklere özel bir aksesuar markası yaratırlarsa nasıl olur? Gözünüzde şöyle canlandırın: YAZININ DEVAMI...
Halfeti, Sen Masalsın...
Aslında dört günlük Gaziantep seyahatinde şehirden uzaklaşmak kafamızda yoktu.. Başka yere gitmeyecek, şehri olabildiğince keşfedecektik.. Ancak çevreden gelen 'buraya kadar gelmişken Halfeti'ye gitmemek olmaz' baskısına daha fazla dayanamayarak Cumartesi gününü bu masal diyarına ayırmaya karar verdik..
İlk planımızda araç kiralayarak gitmek, aynı anda Zeugma antik kentini de gezmek vardı ama şartlar müsait değildi. Araba kiralama firmalarının hepsinden ya araç kalmadı ya da bir günlük araç vermiyoruz cevabı alınca Halfeti'ye gitme işi de inada binmiş oldu!..
Madem araç yok o zaman en yerel şekliyle, en maceralı şekliyle, minibüslerle gidilecek!..
YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
Batık Minare,
Fırat nehri,
Gaziantep,
gezi notları,
Gülbaba,
Halfeti,
Halfeti Gezi Notları,
Palıcan Kebabı,
Rum Kale,
Şanlıurfa,
Savaşan Köyü,
yeme-içme
Brüksel Gezi Notları'na Giriş...
Her şehrin doğru zamanı vardır ziyaretine gitmek için bence.
Doğru zaman derken mevsim ya da dönemden bahsetmiyorum. 'Nereye gitsem' planları yaparken şehirlerin isimlerini aklından geçirir ve bir tanesinde heyecenlanıverirsin. Daha önce de aklına gelmiştir ama işte, o seni şimdi heyecanlandırmıştır. Çünkü zamanı gelmiştir.
Bizim Brüksel seyahatimiz de aynen böyle oldu işte.. Yıllarca cepte tutup, boşverip, yok sayıp günün birinde ansızın canımız çekti ve aldık biletleri; toplam beş gün ayırdığımız şehri keşfetmek üzere çıktık yola..
YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
alışveriş,
brüksel,
brussels bad,
çizgi roman,
festival,
gezi notları,
horta,
Hotel Alma,
monnanie,
müze,
Sanat,
şehirler,
seyahat,
tren,
ulaşım
Frascati'de Birkaç Mutlu Saat...
Yıl 2013
Haziran'ın 25'i
saatdokuzyirmiüç/Roma Termini'deyiz. Elimizde iki kişi toplam €4.20'lik Frascati bileti, gönülde neşe ve heyecan, yola çıkmak için hazırız. Plan basit ama sıradışı; birkaç saatliğine Frascati'ye kaçacak, öğle yemeği yiyip döneceğiz!
Kulağa havalı gelse de aslında bu son derece mütevazı, ayrıca da komik bir plan...
Saatonyirmiüç/Tam 29 dakika süren yolculuk küçük ve sevimli Frascati istasyonunda
YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
ciambella,
frascati,
gezi notları,
italya,
Osteria dell'Olmo,
porchetto,
Roma,
şehirler,
termini,
yeme-içme
Roma'da Lezzet Dolu Sokak: Via della Croce
Bu yazı Temmuz 2013'de The Magger'da yayınlanmıştır.
Roma’dasın… Piazza di Spagna’ya yakınsan ve biraz acıkmışsan senin için harika bir jokerim var: Via della Croce…
Aşağıda okuyacağın önerilerle hem ruhuna hem de midene hitap ederek Roma seyahatine katkıda bulunmayı planlıyorum…
Bir kere saat 13:00 civarında ise ev yapımı taze makarna için No.8′deki Pastificio‘ya gidebilirsin. Biraz kuyrukta bekledikten sonra bir tabak makarnaya 4 EUR vererek ekonomik ama lezzetli bir öğle yemeği yiyebilirsin. Üstelik yanında içeceğin su yada bir bardak şarap da müessesenin ikramı. Günde iki çeşit makarna oluyor ve hamur anında açılıp, pişirilerek taptaze servis ediliyor..Tek dezavantajı yemeğin plastik tabakta yenmesi gibi görünse de bu salaş hal, bu hız Roma ruhuna çok uygun…
Tiramisu’nun en iyisi lazım bana dersen No.82′de Pompi emrinde. Merkez şubesi biraz uzak olduğundan iyi ki bu sokağa da bir şube açmayı akıl etmişler. Dolaplardan seçeceğin damak tadına uygun tiramisunun paket serviste porsiyonu 2.5 EUR. Tadını çıkar!...
Yazının tamamı için...
Etiketler:
enoteca,
gezi notları,
İspanyol Merdivenleri,
pastificio,
Piazza di Spagna,
pizza,
pompi,
Roma,
şehirler,
the magger,
via della croce,
yeme-içme
Roma’da Tüm Fırınlar Benim!..
Kendime Roma’yı soruyorum, aldığım en popüler cevap şu şekilde geliyor: Fırınlarrr!..
Bana göre bu şehrin kalbi fırınlarda atar..
Öyleyse buyrun benim bildiklerimi birlikte gezelim…
Yalnız ilk durak -enteresandır- bir fırın değil!..
Rafaello’nun ünlü Fornarina tablosunun orijinali Palazzo Berberini’de ve bir diğer kopyası da Villa Borghese’de.. Arzuya göre istediğimiz birinde bu güzel fırıncı kızına bir süre bakıp fırınlarla ilgili gerekli motivasyonu sağladıktan sonra istikamet YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
Antico Forno,
campo de fiori,
fırın,
gezi notları,
ghetto,
italya,
pastane,
Roma,
Roma'nın fırınları,
Roscioli,
trastevere,
yeme-içme
İyi Pazarlar Roma!..
Günlerden Pazarsa ve Roma'daysan sabah saatlerinde yapılacak en keyifli şey pazara çıkmak!.. Şehrin tüm turistlerce bilinen en renkli ve popüler pazarı Campo di Fiori.. Ama aslında şehir yerlileri arasında çok popüler, hem de devasa başka bir pazar var: Mercato di Porta Portese. YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
alışveriş,
bit pazarı,
gezi notları,
italya,
lifestyle,
pazar,
Porta Portese,
Roma,
Roma Gezi Notları,
Roma'da Alışveriş,
seyahat
Lilli… Da Baffetto… La Grande Famiglia…
Siz şu fotoğrafa baktığınızda Pizza görüyorsunuz, bense Lilli adında tatlı mı tatlı bir kız çocuğunu…
Anlatayım…
Da Baffetto’da kuyrukta bekliyoruz. Malum şehrin en ünlü pizzacılarından biri, biraz çile çekmeden lezzete ulaşmak zor.. Kuyruk bir hayli uzadı arkamızda, önümüzde ise dört beş tane ikili üçlü grup var beklememiz gereken. Bu kuyrukta beklerken farkediyorum Lilli’yi. Dört yaşında olması muhtemel, yerinde duramayan haşarı bir kız çocuğu.. Önce mor gözü dikkatimi çekiyor zaten. Belli ki yaramazlık yaparken düşmüş, yazık. Lilli bir saniye bile durmuyor sürekli konuşuyor, atlayıp zıplıyor.. Onu seyrederken garson kapıya çıkıp sıradan birkaç kişiyi daha önüne katıp götürüyor. Kapıda böyle beklemek zor, koku öyle cezbedici ki dış masalarda birinin önünden pizzasını kapasım var!.. YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
baffetto,
ben,
capricciosa,
gezi notları,
grandefamiglia,
günlük,
italya,
lili,
pizza,
Roma,
yeme-içme
Roma'da Yerelliğin Kanunları...
Bu kadar yoğun turist alan Roma’da ‘turist kalmak’ olası görünse de ‘şehir yerlisi’ takılabilmek de imkansız değil.. Sadece birkaç ipucu ve yerelliğin olmazsa olmazlarına ihtiyacın var ki, işte onlar da burada!
- Unutma! Gittiğin mekanda etrafındaki herkes hararetle İtalyanca konuşuyorsa yemek için doğru yerdesin demektir. YAZININ DEVAMI...
Beni ararsanız...
Temmuz'a kadar Roma'dayım...
Bir keşif gezisi olmayacak bu.. Sevdiğim bir şehre, sevdiğim sıradan şeyler yapmaya gidiyorum. Yürüyecek, düşünecek, okuyacak, yiyecek, dinlenecek ve belki bazen de öylece duracağım. Herkese sevgiler :-)
Roma günlerini instagram/gezicigunluk, tumblr/gezicigunluk ve twitter/gezicigunluk adreslerinden takip edebilirsiniz...
Roma Yeme İçme Notları Bitmez!..
Tüm Yollar Roma'ya Roma'da yollar Yemeğe çıkar demiş ve Roma yeme içme notlarımın ilk kısmını vermiştim. Şimdi başka adresler veriyorum ama bununla da bitmeyeceğini garanti ediyorum.. Çünkü Haziran'da yine Roma'ya gidiyorum ve hem bu çok sevdiğim adresleri ziyaret edecek hem de yeni keşifler peşinde koşacağım. Anlayacağınız en az +2 kg. ve nefis yemek anılarıyla döneceğim. Ama şimdilik Roma'ya dair son önerilerim işte bunlar;
il Forno Campo di Fiori Patatesli Pizza Takıntısı!
Öğle saati bambaşka bir semtteyken birden aklıma düşüp YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
campo de fiori,
freni e frizioni,
gezi notları,
pizza,
Roma,
saffet emre tonguç,
şehirler,
seyahat,
yeme-içme
Amsterdam Alışveriş Rehberi...
Bu konuda yazacak çok şey var.. O yüzden hiç oyalanmadan direkt konuya giriyor alışveriş gözlem ve tecrübelerimi samimiyetle anlatıyorum..
Peynir: Edam ve Gouda'nın adlarını üretildikleri bölgeden aldığını bu seyahatte öğrendim. Çok sevdiğim bu iki peynirin en lezzetlilerini de Amsterdam'da yedim.. Birçok peynir dükkanı var. En yaygın olan peynir zinciri Henri Willig pazarlamayı oldukça profesyonel yürütenlerden.. Tüm peynir dükkanları malum feci kokuyor ama YAZININ DEVAMI...
Bu aralar Amsterdam’da…
Bu post Gezici Günlük tarafından Çok Gezenler Kulübü için hazırlanmış olup fotoğraflı orijinal metin Çok Gezenler Kulübü web sitesinde yayınlanmaktadır.
Ayrıca bu yazının bazı bölümleri Pegasus Magazine Mayıs 2013 sayısında yayınlanmıştır.
Amsterdam’a gitmeden önce yapılan şehre dair araştırmalara, şehirde gün içinde yapılan gözlemler, anlık içgüdüsel kararlar ve en önemlisi şehrin yerlilerinden alınan tavsiyeler eklenince işte bu aralar şehirde öne çıkanlar şu maddelerde sıralanıyor;
- Yenilenen Stedelijk Museum’un havalı restoranı Restaurant Stedelijk, özellikle öğle yemeklerinde zirveye oynuyor.. Sabah 8.30’da kahvaltı servisiyle güne başlayan mekan gece 24.00’e kadar hizmet veriyor. Kahve-tatlı molası ile müze ziyaretçisine, öğle yemeklerinde iş çevrelerine, akşam yemeklerinde konser katılımcısına uluslararası menusünden net tatlar sunan Restaurant Stedelijk, YAZININ DEVAMI...
Etiketler:
alışveriş,
amsterdam,
çok gezenler kulübü,
concertgebouw,
eye,
gezi notları,
het muziektheater,
konser,
lifestyle,
müze,
noordermarkt,
şehirler,
seyahat
Marsilya'da Yeme-İçme...
Bu yazı Gezici Günlük tarafından Çok Gezenler Kulübü için hazırlanmıştır ve resimli orijinali Çok Gezenler Kulübü web sitesinde yayınlanmaktadır.
Bouillabaise
Deniz mahsulleri eşliğinde sunulan meşhur balık çorbası, eskiden evlerde balık artıklarından pişirilen müzevazı bir yemekken bugün şehrin en lüks yemeği konumunda. Bir akşamüstü barda pastis içen şehir yerlilerine en iyisinin nerede yeneceğini sormak suretiyle ortalığı karıştırmış bulunan ben, uzun tartışmalar sonucu uzlaşan yerlilerden işte şu isimleri aldım:
Marsilya İpuçları...
‘’Marsilya’da’’ diye başlayan ve içinde Vieux Port, Notre Dame de la Garde , Chateau d’if, Canebiere, Panier gibi turistik isimlerin geçtiği cümlelere zaten aşinasın, biliyorum. Onları unutma, aklının bir köşesinde tut…Ama onların yanına çok işine yarayacak şu bilgileri de ekle ki Marsilya seyahatin unutulmaz olsun..
Şehrin Alfabesi...Amsterdam...
a.Kapısının önünde uzun kuyruklar oluşan Anne Frank'ın müze evi belki de şehrin en popüler adresi. O kadar popüler ki siz çoktan görülecek yerler listenize eklediniz bile . Onun için sadece adresini hatırlatıyor ve rezervasyonsuz ziyaretlerin çok vakit kaybettireceği konusunda uyarıyorum.. (Prinsengracht no:263-267) / Her ne kadar Amsterdam deyince ilk akla gelen Heineken olsa da bir bara girip 'bira' dediğinizde önünüze konacak olan genelde Amstel'dir ve panik yok; oldukça lezzetlidir...
b.Koningsplein ile Muntplein arasında YAZININ DEVAMI...
Subscribe to:
Posts (Atom)















