Showing posts with label sergi. Show all posts
Showing posts with label sergi. Show all posts

Sokaklara sığmayan Graffiti bu binadan geçti: #TourParis13



Paris 13. bölge..
9 kat, 4500 metrekare dev bir bina..
105 graffiti üstadı..
2013 sonunda yıkılacak olan  binada dünyanın en büyük ve en etkileyici 'street art' sergisini gerçekleştiriyor...

Aylar boyu hazırlığı süren proje sadece 1-31 Ekim arasında halka açılarak inanılmaz sayıda ziyaretçi ile buluştu.
Ne mutlu ki onlardan biri de bendim!..
YAZININ DEVAMI

Benim Gözümden...İstanbul Bienali 2013...



Bienal başladı. Başlar başlamaz da ziyeret edildi. İlk duraklar Antrepo No.3 ve Galata Rum İlköğretim Okulu.
Sevdiklerim, gözüme takılanlar, aklımda kalanlar burada. Neden? Çünkü sizin de beğenip gidip görmenizi istiyorum.
Öyleyse buyrun fotoğraflara...

Bir Sergi..Bir Mekan..Ruha Dokunan...

I am I Between Worlds and Between Shadows / Kalliopi Lemos



Bir sergi bulunduğu mekanla bütünleştiğinde 'etkileyici' ve 'unutulmaz olur..

Yer: Yoakimion Fener Rum Kız Okulu...

1879'da kurulup 1988'de boşaltılmış okul bu sergi için özel olarak açılmış.. Yapılan yerleştirme çalışması o kadar başarılı ki normalde hiç paylaşmadığım sergi/müze fotoğrafları için bir istisna yapmak istiyorum..

Yerleştirme, 12 Eylül - 10 Kasım arasında sergileneceği için - verilen emeğe duyduğum saygıdan- eserlerin fotoğraflarını bu sürenin dolmasından sonraya bırakarak mutlaka görmenizi öneriyor ve şimdilik sizi bu nefis okuldan karelerle başbaşa bırakıyorum;

Fonda yerleştirmenin parçası olarak okulun belleğinden sesler, şarkılar, yankılar...

Galerilerde neler var?...

Paris'te yapmayı en sevdiğim ve buradayken oraya dair
en özlediğim şeylerden biri: Sanat Galerisi Gezmek...
Bu kez seçtiğimiz galeriler;
Jas Gallery, Tatyana Murray 17, rue des Saints-Peres
Pleksi katmanlar üzerine oluşturulan figürler ışıkla boyut kazanıyor ve çok etkileyici duruyorlar...
Bunlar en etkilendiğimiz çalışmalar oldu...


Galerie 208  Sun Rae Kim  208, Blvd de St-Germain
Bu tavşanları çok sık görür oldum, biraz da sıkıldım...

Laurence Esnol Gallery , H.Craig Hanna 7 ve 22 rue Bonaparte
Son derece başarılı bir teknik ve mükemmel renkler...Sevdik...
Veee çok uzatmadan diğerleri diyelim...
Marais...
St.Louise...
Les Halles...
St-Honore...
...derken adına bakmadan rastgele girdiklerimi ve fotograf çekmediklerimi de sayarsak galeri gezmek açısından bu seyahat gayet verimli olmuş ama yine yetmedi, şu an yine canım çekiyor!...

Dior Exhibition @ Le Bon Marche...

Tesadüfen farkedip gezdiğimiz Dior sergisi
son Paris gezimizin en etkileyici detaylarından biri oldu.
Le Bon Marche'nin en üst katında düzenlenen serginin büyüleyici bir düzenlemesi vardı. Etkileyici müzik seçimi, dev boyutlarda tasarlanan objeler, ekranlarda sergilenen reklam filmleri ve defile görüntüleri, hareketli görsel yansımalar ve unutulmaz kostümler...
Tüm ziyaretçiler özellikle dev digital derginin önündeydi.
Elinizi havaya savurarak yaptığınız sayfa çevirme hareketiyle açılan dev digital bir dergi. Sayfalarında Dior tarihinden önemli detaylar...
Katılabildiğim için çok mutlu olduğum unutulmaz bir etkinlikti bu.
Umarım devam ediyordur ve daha birçok modasever gezebilir...


M A R K U S    L Ü P E R T Z

Daha geçen ay Düsseldorf'taki kişisel sergisini ziyaret etmiş ve çok da etkilenmiştim. Hatta geçenlerde blogda bile yazdım keşke alabilseydim bir eserini diye...
Otim'de Galerist'in önünden geçerken gördüm birden bire: Markus Lüpertz Kişisel Sergisi.. Vitrine de koymuşlar hatta bir eserini...6 Mayıs'a dek sürecekmiş. Gördüklerimden farklı eserler...Eminim onlar da çok güzeller. Taa buralara kadar gelmişler, uğramadan olmaz değil mi?...
Gezici Günlük Notu: Sabah gittim, gezdim.. Maalesef Düsseldorf'taki eserleri gibi etkilenmedim. Sadece iki küçük heykel çalışması var gördüğüme sevindiğim...

Düsseldorf...K20...


Buz gibi bir Pazar günü Düsseldorf'taysanız yapılacak en mantıklı şey müze gezmektir bence. Daha önce de bahsettiğim gibi sokaklar sabahtan bomboştu; öğleden sonra biraz hareketlense de mağazalar kapalı olduğundan yeme içme dışında yapılacak en iyi şey sıradan bir Alman gibi bugünü müzede geçirmek. Alternatif çok. Burası bir modern sanatlar şehri aslında. Birçok müze var ama hepsi modern sanat ağırlıklı yapıtlara ev sahipliği yapıyor. Sadece bir tek klasik resim sanatı örnekleri sunan müze var (Museum Kunst Palast) o da benim şansıma uzuuun bir müddet hizmet dışı...
Ben de kendi ilgi alanıma en yakın olarak K20'yi seçiyorum. Süreli sergi olarak Thomas Struth'un fotoğraf sergisi var burada. Ama daha da önemlisi çağdaş resim sanatının en büyük isimlerinden oluşan geniş bir koleksiyon...
Paul Klee... Picasso... Henri Matisse...Ernst Ludwig Kirchner... Max Beckman... Marc Chagall... Kurt Schwitters... Kandinsky... Otto Dix...Mondrian... Joan Miro... eserlerini gördüğüm önemli isimler.
Çok beğendiğim onlarca eserin fotoğrafını da çektim ama blogda ancak müze girişindeki billboardlardan çektiğim görüntüleri yayınlayabiliyorum. Çünkü bu enteresan kuralcı arkadaşlar bana fotoğraf çekmem karşılığında bunları sadece kendi bilgi ve arşivim için kullanacağıma dair alengirli bir yazı imzalatıyorlar! Zaten bir müze ya da devam eden bir sergiye dair tüm görselleri paylaşmayı pek etik bulmadığımdan bu aşırı titizlenmeyi komik bulsam da pek üstünde durmuyor gördüğüm harika eserlerin tadını çıkarıyor, yeni isimler keşfetmenin keyfine varıyorum. Dolu dolu üç dört saat geçirdiğim müzeden ayrılırken doğru bir seçim yaptığımı düşünerek kendimi tebrik ediyorum...Tabi müzecilikte çok gelişmiş olduklarına artık emin olduğum Almanlar'ı da tebrik ediyorum. Keşke daha çok vaktim olsa da burada birkaç müze daha gezebilsem...

Son anda yakaladım o gizemli kadını...

Tam biteceği gün Deniz Müzesi'nde yakaladım bu sergiyi. Çekirdek Sanat'ın düzenlediği Yorumlar serisinin beşincisi : Picasso'nun aşkı Dora Maar. 33 sanatçıdan kolaj, baskı, klasik, kubist birbirinden farklı yorumlar, birbirinden farklı anlamlar...
Klasik resmi çok sevdiğim için Picasso bana pek hitap etmez ama bazı eserlerini ve büyük aşkı Dora Maar'ı tabiiki bilirim. Bu sergi bana Picasso'ya da farklı bir gözle bakma şansı verdi; bir kolaj bir de ağaç baskı çalışma da oldukça hoşuma gitti. En güzeli sabah sabah bu sergiyi gezmek bana enerji verdi tüm günümü güzelleştirdi..
Tesadüfen öğrenip yakaladığıma mı sevineyim, serinin bundan önce düzenlenen diğer sergilerini hiç habersiz kaçırdığıma mı üzüleyim. En iyisi bundan sonrakilere gidebilmeyi ümit edeyim:-)
Bu arada düşünmeden edemedim Paris'i. Önümüzdeki ay orada, Les Deux Magots'da oturup kahve içerken Dora Maar hiç aklıma gelecek mi ? Hangi masaydı elini kestiği? Acaba dışarı çıkıp az ilerideki Picasso heykeli'ne bir selam vermeli mi?...

100 Koleksiyondan 100 Nuri İyem...


İşSanat'taki Nuri İyem sergisini herkes biliyor; afişleri tüm İstanbul caddelerinde... Cumartesi'yi iple çektim sergiyi gezmek için. Tam da tahmin ettiğim gibi çok ama çok beğendim. Tabii ki sanatçının imzası niteliğindeki Anadolu kadınları özellikle üç güzeller konulu işleri ve otoportresi serginin benim için en kıymetli eserleriydi. Herbirinin fotoğrafını çekip iyice inceledim, hafızama kazıdım. Fotoğrafları özellikle blogda paylaşmayacağım çünkü herkes sanalını değil gerçeğini görsün, herkes bu sergiye gitsin istiyorum...
Eserleri incelemenin yanısıra hangi eser kimin koleksiyonunda, Nuri İyem sahibi şanslı sanatseverler kimler- bunu da dikkatle inceledim, sergi keyfime magazinel bir yaklaşım ekledim:-) Bazı isimler beni hayrete düşürdü açıkçası. Birçok sanatsever aile, kuruluş hatta Erol Evgin tamam ama Cem Yılmaz ve Tuğba Büyüküstün isimlerini görünce gerçekten çok şaşırdım ama çok da hoşuma gitti, takdirimi kazandılar doğrusu. Darısı başıma...Ne büyük bir hayal! Neden Olmasın, belki birgün...

Süleyman Saim Tekcan...

Atları severim...
Ama atları tablolarda görmeyi hiç sevmem. Resim kursuna başlayan her ortayaşlı insan neden hep at resmi yapar çok merak ederim. Yetenekli yeteneksiz herkesin bu güzel hayvanları tuvallerine taşıması beni çok rahatsız eder... İşte bu nedenle resim ve at denince çok önyargılıyımdır...
Ama bu atlar başka.
Süleymen Saim Tekcan'ın Çırağan Kempinski'deki sergisi MUH-TE-ŞEM!
Gerçekten atların başrolde olduğu bir sergiyi böyle beğeneceğimi tahmin etmezdim.

Daha önce hiç dikkatimi çekmeyen bir sanatçıyla Çırağan Sarayı Sergi Salonu'nda 15 Şubat'a kadar sergilenecek muhteşem yağlıboya ve gravür baskıları sayesinde tanışmış oldum. Daha önceden tanımamak benim ayıbım olsun diyor, sanatçının önünde saygıyla eğiliyorum...
Sergiyi tüm sanatseverlere şiddetle tavsiye ediyorum...

Şehirlerde Portreler...

Gittim, gezdim, çok beğendim, gözü kapalı tavsiye ederim...