Showing posts with label Paris. Show all posts
Showing posts with label Paris. Show all posts

Sokaklara sığmayan Graffiti bu binadan geçti: #TourParis13



Paris 13. bölge..
9 kat, 4500 metrekare dev bir bina..
105 graffiti üstadı..
2013 sonunda yıkılacak olan  binada dünyanın en büyük ve en etkileyici 'street art' sergisini gerçekleştiriyor...

Aylar boyu hazırlığı süren proje sadece 1-31 Ekim arasında halka açılarak inanılmaz sayıda ziyaretçi ile buluştu.
Ne mutlu ki onlardan biri de bendim!..
YAZININ DEVAMI

Paris'te Öğle Yemeği...


Sözkonusu Paris olunca yeme içme listesi bir hayli uzun. Lezzet mi, popülerlik mi; turist miyim, yerli mi ikilemine, kapı önüne atılmış sandalyeleriyle şehrin simgesi bistrolar, brasserieler,  beyaz önlüklü, papyonlu janti Fransız garsonlar da eklenince kafa karışıklığı artıyor.
Ben de bu dertlere derman olmak ümidiyle öğlen beşlisini açıklıyorum:

Chez Lili et Marcel
Turist kargaşasından bir hayli uzakta çalışan kesimin arasına karışarak nefis bir öğle yemeği yemekse istediğin adresin Chez Lili et Marcel.
YAZININ DEVAMI

Emel Loves Paris... Emel Loves İstanbul...


Günün sürprizi… Kapıyı çalan kargo bana, tasarımlarının büyük hayranı olduğum sevgili Emel Kurhan’dan harika bir hediye getirdi : Emel loves İstanbul ve Emel loves Paris kitapları… İstanbul’a henüz dönmüşken ve Paris’e yeniden kavuşmaya bir ay kalmışken, beni çok mutlu eden bu güzel sürprizi kutlamalıyız diye düşündüm :-) - Eylül 2013

Snapshots...Ladurée...

Ladurée
Ladurée
Ladurée
Ladurée
Ladurée
Ladurée 
Ladurée

Snapshots...İşin tatlı yanı...

mmm... Pouchkine'de Mytrilles...
 
tarte & tarte tatin...
 
 
 
pomme tartine...
 
 profiterol du chocolat...
 
 
 
marshmallows...
caramels...
 
 

Ritüeller...Angelina...

En az on yıl önceydi...Daha gençtik o zamanlar...Hatta çok gençtik...
Paris'in gece hayatını iyi bilirdik... Elektronik müziğin en derin, en gizli sahnelerinde gezinirdik... Şimdikinden farklı giyinirdik... ''Luxury of Dirt'' derdik o zamanlar; detaylar özenli, giysiler kaliteli ama salaş görünümlüydü... Farklıydı görünüşümüz yani...
O zamanlar da Angelina'yı bilirdik, giderdik... İçeri girmek için kapıdaki kuyrukta beklerdik...
Ve o görüntümüzle ancak turistlerin oturtulduğu girişteki salona alınırdık!
İç salondaki şık Parisienleri uzaktan görür, enfes sıcak çikolatalarımızı yudumlarken bıyık altından da gülerdik... Angelina da değişti tabi zaman içinde. Dekorasyonu, salon düzeni hatta kapı girişi, hepsi değişti... O keskin turist - Parisien ayrımı da yumuşadı tabi...
Bu şık ve gözde :-) çift baş köşede oturuyor artık. 
Başka hiçbir yerde bu kadar güzel olmayan, olamayan sıcak çikolatalarını yudumluyorlar...
Gençlik yıllarındaki Angelina'yı anıyor, o günleri özlüyorlar... 
Ha, biraz da kendilerine kızıyorlar: Uzun ara'nın getirdiği özlemle abartmışlar. 
 İç chocolat'nı git; yanında macaron da neyin nesi!.. 

Ritüeller...Eiffel ve Piknik...

Benim ritüelim değildi bu...
Hep itiraz ettim...
Bunca Paris seferinde, hep olmaz dedim...
Eyfel'in yakınları mı, hele bir de piknik mi? Asla olmaz...Fazla turistik!..
Dedim, evet, dedim ve şimdi kabul ettim.
Yanılmışım...
Çok zevkliymiş...Bayıldım...
Biraz çilek, bir içecek...Güneş ve kule manzarası...
Artık ben de Hastasıyım!...
Güneşli bir bahar gününde 'olmazsa olmaz'ım!...